Unlu Adimlar da Oneriyor

Ayak Bakımının Tarihçesi

Ayak bakımının ve podiyatrinin (ayak hastalıkları biliminin) tarihçesi birçok araştırmacının ilgisini çekmiştir. Estetik amaçlı ayak bakımıyla sağlık amaçlı ayak bakımı da birbirinden ayrılır. Podiyatrinin ortaya çıkışı tıbbi ve teknolojik gelişmelere bağlıyken ayak bakımı çok daha erken başlamıştır.

Şimdi epey gerilere gidelim. Tarih öncesi çağlarda insanların nasırları olduğuna dair kanıt bulunamamış, nasırları olduysa da cildi törpülemek için işlenmiş aletler bulunamamış. Eski Mısır birçok konuda olduğu gibi bu konuda da öncü oldu. Mısır uygarlığında ayaklara tıbbi ilginin arttığı ve büyüdüğü görülebiliyor. Firavun mezarlarında bunu anlatan resim ve hiyeroglifler bile var! Büyük İskender döneminde de ayak şikayetlerine rastlanıyor. MÖ 4. Yüzyıla kadar savaşlar çıplak ayaklarla yapıldığı için lezyonlar yaygındı.

MÖ 4000 civarında Eski Mısır’da nasırlar biliniyordu. 1667-1320 MÖ’de Yeni Krallık’ta ham bakır alaşımının yerini bronz jiletler almıştı. MÖ 1000’li yıllarda yaşanan Demir Çağı’nda cilt törpüleme aletlerinin demirden yapıldığını tahmin edebiliriz.

Antik Yunanlılar da ayaklarını es geçmemiş. Hipokrat, nasırların giderilmesinin nasır nedeninin ortadan kaldırılmasının ardından sert derinin fiziksel olarak azaltılmasını gerektirdiğini fark etmiş. Bu amaç için cilt törpüleri yaptığı düşünülüyor. Cilt hücrelerinin rehidrasyonuyla birlikte nasırın fiziksel olarak giderilmesi bu döneme kadar gidiyor ve temel olarak yüzyıllardır değişmeden günümüzde de devam ediyor.

Gelelim Romalılara. Celsus MÖ 1. Yüzyılda Roma’da yaşayan Yunanlı bir doktordu. Antik Yunan’ın bilgeliğinden alınan kapsamlı bir tıp ansiklopedisi yazdı. Celsus nasırlara klavus (marangoz tırnağı) adını verdi. Daha sonra bu terim literatürde clavus pedum olarak yerini aldı.

Ayak yıkama da eve gelen misafirlere uygulanan yaygın bir Ortadoğu geleneğiydi. Son Yemek’te İsa alçak gönüllülük ve kardeşlik davranışı olarak havarisinin ayaklarını yıkayınca bu geleneği kökten biçimde yıktı.

(Yumuşak) Nasırın ilk bilinen tanımını Aegina’lı Paul (MS 615-690) yaptı: Özellikle ayaklarının ve ayak parmaklarının altında bir tırnağın başı gibi yuvarlak beyaz bir oluşum. Dışa çıkmış kısmını neşterle kazılabilir veya ponza taşıyla ovalanabilir (Siz yine de evde denemeyin). Aynı şey sert nasırlar için de yapılabilir.

Karanlık Çağlar’da değişik uygulamalar ve yasaklar hayata geçti. 1163’te Papa Kararnamesi rahiplerin kan akıtma işlemi yapmasını yasakladı. Kan alan rahipler bu görevlerini berber cerrahlara ve nasır kesicilere devretti. Büyüye takan ortaçağ pratisyenleri cildi nemlendirmenin farklı yöntemlerini geliştirdiler. Nasırlar, domuz gübresin veya söğüt kabuğu külünden dana midesinin sindirim sıvısına kadar pazar karışımlarıyla tedavi ediliyordu. Bu dönemde amaca uygun ayakkabılar da üretildi. 11. Yüzyılda Fransız Aristokrat Anjou’lu Fulk Rechin ağrılı bunyonlarına uyum sağlaması için çok uzun burunlu ayakkabılar üretti. 15. yüzyılda da frengi yaralarına uygun olan geniş ayakkabılar piyasaya sürüldü.

Günümüzde tıp ve teknoloji çok ileri düzeyde. Scholl Velvet Smooth Express Pedi Elektronik Ayak Törpüsü sayesinde ilk ve ortaçağdan kalma tekniklerden fersah fersah uzaktayız. Siz de deneyin ve farkı görün.

Visit us on Google+